Gündem

Öztrak: “Akıl öldü, ahlak öldü, adalet öldü”

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak bugün Genel Merkez’de MYK gündemi hakkında düzenlediği basın toplantısında şunları ifade etti:

Bu hafta Merkez Yönetim Kurulumuzun gündeminde: Her geçen gün derinleşen devlet krizi, milletimizi yoksulluk bataklığına çeken ekonomik kriz, Covid-19 salgınının yönetiminde ortaya çıkan sorunlar ve bunların sonucunda ülkemizde yaşanan “büyük buhran” vardı. Sözlerime başlamadan önce bugün bir rahatsızlık geçiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a geçmiş olsun demek istiyorum.
SAHTE DİPLOMALI SARAY BESLEMELERİ
Milletin çift diplomalı evlatları işsiz gezerken, doktoralı gençlerimiz iş bulamazken, Saray sosyetesinin, sahte diploma kullandığı mahkeme kararıyla sabit beslemeleri, kamu bankalarına yönetim kurulu üyesi olarak atanıyor. Peki, tecrübeli bankacıları bir telefonla işten attıran, Genel Müdür Yardımcısı olmalarına imkan vermeyen BDDK yönetimi bu arada ne yapıyor? Hiçbir şey yapmıyor. Kurumlardaki ve kurallardaki çöküş “devlet krizini” derinleştiriyor.
KULAKLARININ ÜSTÜNE YATTILAR
Salgınla ilgili gerçek sayılar, “Hasta sayısıydı, vaka sayısıydı” denerek, aylarca gizlendi, sonra bir gece mızrak çuvala sığmadı. Ülkemizde gerçek vaka sayısının öyle 5-6 bin değil, 30 bin olduğu ortaya çıkıverdi. Biz; “Bu sayı 10 bin, 20 bin, 30 bine çıkarken hangi önlemler alındı? diye sorduk; cevap yok. “Gizlenen sayıların milletimizi rehavete sevk etmesi, yüzlerce vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmadı mı?” diye sorduk; tık yok. “İnsanlarımızdan bilgiyi gizleyerek hayatlarını yitirmelerinin tek sorumlusu Saray istifa etmeli!” dedik. Ama sarayın kibirlisi kulaklarının üstüne yatmaya devam etti. Saydamlık olmayınca, hesap vermek olmayınca, devlet krizi derinleşiyor.
SAVCILIĞA YAZI YAZIP ZAHMET ETMİŞSİNİZ
Genel Başkanımız, Saray’ın ufak ortağının çabalarıyla cezaevinden çıkarılan bir mafya bozuntusu tarafından açıkça tehdit edildi. Siyaset üzerine mafyanın gölgesi düştü. Sarayın ufak ortağı bunun karşısına çıkmadı aksine arkasında durdu, sahiplendi. Tam bir hafta önce, burada düzenlediğim basın toplantısında, “Savcılık, bu saldırganın ifadesini aldı mı?” diye sormuştum. Bu belgeye göre, 23 Kasım tarihinde, yani bundan bir ay önce, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Basın Suçlarını Soruşturma Bürosu, Bodrum Cumhuriyet Başsavcılığı’na bu yazıyı yazmış.
Yazıda şunları söylüyor; “Hakaret ve tehdit içerikli olduğu iddia edilen yazının yayınlandığı Twitter hesabı, Alaattin Çakıcı’ya ait mi değil mi kendisine sorun” diyor. “Yazının kendisi tarafından yazılıp yazılmadığı, eğer bu yazı kendisi tarafından yazılmış ise bu yazıyı nerede kaleme aldığının sorularak şüpheli sıfatı ile ifade ve delillerin tespitiyle ikmal olunacak…” diye gidiyor. Şimdi güler misin; ağlar mısın? Aslında bu kadar yolda göstermişsiniz ya Ankara’dan Bodrum Savcılığı’na resmi yazı yazıp da niye zahmete girdiniz ki? Şurada sorduğunuz sorular zaten niyetinizi belli ediyor.
BİR DE ÇAY İKRAM EDİN…
Bu ülkenin Ana Muhalefet Partisinin lideri tehdit ediliyor, Savcılar nedense resen soruşturma bile açma cesaretini bulamıyor. Bir de üstüne, tehdit ve hakaret savuran şahsı; “Bir zahmet geliverin de size bir çay ikram edelim” diye ifade vermeye davet ediyorlar. İki üç soru kopyasını da veriyorlar ki cevaplasın… Ama bu memlekette AK Parti Genel Başkanı’na, sosyal medyadan bir eleştiri yapıyorsanız ne oluyor? Savcılık hemen resen soruşturmayı başlatıyor. Sabaha karşı evinizden yaka paça alınıyorsunuz. Öyle savcılığa davet, mavet “Gelin çay içelim” yok. Derdest ediliyorsunuz. Yine sade vatandaşsanız davanız yıllarca yargıda bekliyor, adalete de bir türlü ulaşamıyorsunuz.
ADALET TEŞKİLATI BİLE ADALETE ULAŞAMIYOR
Bıraktık sıradan vatandaşın adalete ulaşmasını, Adalet teşkilatı kendi adalete ulaşamaz hale geldi. Anayasa Mahkemesi kararını tanımayan alt mahkemelerin bulunduğu adliyenin başsavcısı, şimdi Anayasa Mahkemesine ışınlanıyor. Ülkemizde; hukuka ve demokrasiye ağır hasarlar veren, birçok iddianamenin müellifi, Yargıtay’da daha koltuğuna oturmadan, tek bir dosyanın kapağını dahi açmadan, Yargıçlar tarafından, Yargıtay kontenjanından, Anayasa Mahkemesi’ne kim bilir nerelerden gelen talimatla ilk sıradan aday seçiliyor. Adalet kendine bu adaletsizliği yaparsa, millet hakkını nerede arayacak? Tüm bunlar buhranı derinleştiriyor.
AKIL ÖLDÜ, AHLAK ÖLDÜ, ADALET ÖLDÜ
Ne demiş, Fatih Sultan Mehmet: “Aklı öldürürsen ahlak da ölür. Akıl ve ahlak öldüğünde millet bölünür. Kadı’yı satın aldığın gün adalet ölür. Adaleti öldürdüğün gün Devlet de ölür.” 18 yılda bu memlekette akıl öldürüldü. Ahlak öldürüldü. Adalet öldürüldü. Temel hak ve hürriyetler öldürüldü. İşte bugün, bu nedenle bu buhranı yaşıyoruz, bu nedenle bu “devlet krizi”ni yaşıyoruz. İşte bugün, bu nedenle memlekette kimse canından, malından emin değil.
İNSANİ ÖZGÜRLÜK ENDEKSİNDE ÇAKILDIK
Bunu sadece biz demiyoruz. Dünyanın itibarlı kurumlarının çalışmaları da böyle söylüyor. Geçtiğimiz günlerde, CATO Enstitüsü’nün İnsani Özgürlük Endeksi yayınlandı. Kişisel ve ekonomik özgürlüklerle ilgili 76 göstergenin kullanıldığı bu endekste 2015 yılında 62. sıradaydık. 2017 yılında 84. sıraya indik. 2020’de 162 ülke arasında 119. sıraya düştük. İnsani Özgürlükler liginde ucube başkanlık projesinin düğmesine basıldıktan sonra 57 sıra, tek adam vesayet rejimine fiilen geçildikten sonrada 35 sıra birden düşmüşüz. Aslında düşmemişiz, çakılmışız. Şimdi bizim olduğumuz bu ligde, şimdi bu ligde biz Gambiya’yla, Tanzanya’yla, Vietnam’la, Gabon’la, Togo’yla aynı yerlerde bulunuyoruz.
ÖNÜNE KONAN METİNLERİ OKURKEN DİKKATLİ OLSUN
Bu ucube rejim geldi geleli, ülkemizde ekonomik ve kişisel özgürlükler dip yaptı. Böyle bir ülkeye uluslararası yatırımcı gelir mi? Yatırım yapılır mı? Biz bunları söylüyoruz Cumhur İttifakı, Çamur İttifakı oluyor. Sağa sola çamur atıyor. En sevdiği de, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bulaşmak… Sarayın kibirlisi, önünü konan metinleri okurken daha dikkatli olmalıdır. Bugün parti kapatmaktan bahseden, onların ufak ortağı Sn. Numan Kurtulmuş’a ayar vermeye kalkıyor ama Sarayın kibirlisi sessiz… Bu ikrardan geliyor herhalde. Bu ülke de mahkeme kararı olmadan, milletin malına mülküne çöken, kayyım atayan da yine onların iktidarı. Yine bu ülkede, “Kuruydu, yaştı” demeden, on binlerce memuru işten atan, aileleriyle beraber “Ağaç kabuğu yesinler” diyen de onlar. Bugün bağımsız medya kuruluşları Halk TV’ye, TELE-1’e yayın durdurma yasağı veren, Cumhuriyet gazetesine, BirGün’e ve Sözcü’ye ilan kesme ve vergi cezaları yağdıranda onlar. Kendi partililerinizi korkutmak için söylediğiniz her şeyi, bugün siz yapıyorsunuz.
CHP İKTİDARINDA KİMSE MALINDAN VE CANINDA ŞÜPHE ETMEYECEK
AK Parti’ye gönül vermiş, AK Parti’ye oy vermiş yurttaşlarımıza seslenmek istiyoruz: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bu ülkede namusuyla çalışan, alın teri döken, taş üstüne taş koyan, hiç kimse tekrar söylüyorum hiç kimse, malından, mülkünden, canından şüphe etmeyecek. Herkes canından, malından emin huzur içinde yaşayacak. Ancak bugün ballı ihaleleri kapıp, milletin vergileriyle, kirli ilişki çarklarını yağlayanlar, tabi ki hukukun önünde bunun hesabını verecekler. Yandaşa dolarla avroyla garanti veren astarı yüzünden pahalıya gelen, milletin geleceğine ipotek koyan, Kamu-Özel İşbirliği projelerinin sözleşmeleri iptal edilecek. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hukuk siyasetin aracı olmayacak. Yargıçlar, talimatla değil; milletimiz adına, yasalara ve vicdanlarına göre karar verecekler. Çünkü hukuk ve adalet, ekmek gibi, aş gibi, su gibi, o partili, bu partili demeden herkese lazım.
MİLLET ZORDA, SARAY’DA VUR PATLASIN ÇAL OYNASIN
Bu ülkede salgın yüzünden, vatandaşlar eşinin, dostunun, akrabasının cenazesine bile gidemiyor. Düğün dernek yapmak yasak. Maskesiz sokağa çıkan cezayı yiyor. Restoranlar, eğlence mekânları kapalı, yüzbinlerce çalışan kapının önünde. Müzisyen bir gencimiz, geçtiğimiz hafta sefaletten cinnet getirip, canına kıydı. Ama bu millete yasak olan saraya serbest. Tam da Gaziantep’te, 11 yurttaşımızın hayatına mal olan facia milletimizin yüreğini parçalarken, Beylerin Saraylarında, vur patlasın çal oynasın konuk ağırlama görüntüleri ortaya çıkıyor. Millet canıyla uğraşırken, bu ülkenin esnafı, çiftçisi, emekçisi, emeklisi, genci ıstırap çekerken bu debdebe, bu şaşa, bu eğlence ne anlama geliyor? Biz kaç zamandır söylüyoruz: “Bunlar milletten koptular, Saraylarından millete dürbünün tersiyle bakıyorlar, milleti görmüyorlar. Milletle aralarındaki mesafe o kadar uzak ki, milletin sesini duymuyorlar”. Saray kibirlisinde ve masadakilerin çoğunda aslında maske yoktu. O görüntülere bakınca, insan, sosyal mesafe falan kalmamış, çoğu maske takmıyor. “Acaba aşılar milletten önce, saray sosyetesine mi yapıldı?” diye düşünmeden edemiyor.
ÖLSEN DE KURTULUŞ YOK, GASİLHANEDE KUYRUK VAR
Beyler bir kuş sütün eksik olduğu sofralarda Saray yemeklerini mideye indirirken, vatandaşlarımız ne yapıyor? Pazar yerinde vatandaşımız, “Daha önce 70 TL’ye gittiğim pazardan, şimdi 150 TL’ye çıkamıyorum” diye feryat ediyor. Esnaf; “Millet artık taneyle alıyor, fiyat söylemeye utanıyoruz” diyor. Mısır Çarşısı’nda bir dükkân sahibi, “TEFE’yi TÜFE’yi nasıl hesaplıyorlar bilmem ama bizde zamlar yüzde 60 yüzde 80 arasında” diyor. Bu ucube vesayet rejimiyle ülkemiz, kuyruklar ülkesi haline geldi. Kış günü soğanda, patateste kuyruk, ucuza ekmek almak için Halk Ekmek sıralarında kuyruk, kömür yardımı almak için mahalleler boyu kuyruklar, bu millet ne zaman gün yüzü görecek? Öldüm kurtuldum dese, maalesef onda da gasilhanede ve mezar sırasında kuyruk… Uzayıp giden işsiz kuyrukları zaten vakayı adiyeden…

MESELELERİ MESELE ETMEZSEN, MESELE KALMAZ
Daha geçen hafta Şanlıurfa’da gördük. İl Sağlık Müdürlüğü, 100 şoför için ilana çıktı. 6 aylık iş için, 7 binden fazla başvuru yapılmış. Bu ülkenin gençleri “İş olsun, maaşı geçtim, yol ve yemek parasına bile razıyım” diyor. Ama Saray sosyetesine göre her şey güllük gülistanlık. Saray’ın Aile ve Sosyal Politikalar Bakanına göre; memlekette yoksulluk, milletvekiline göre işsizlik yok. Tarım Bakanına göre çiftçi rekor gelir elde ediyor, bir başka milletvekiline göreyse, memlekette kuru ekmek bulabilen aç değil… Ne güzel; meseleleri, mesele etmezseniz mesele de kalmıyor zaten.
ONLAR CİĞERCİ KEDİSİ…
Bunların kibirleri artık arşı alaya çıktı. Milletle yolları ayırmışlar. Ne güzel anlatıyor Orhan Veli:
“Uyuşamayız, yollarımız ayrı; sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; senin yiyeceğin kalaylı kapta; benimki aslan ağzında sen aşk rüyası görürsün, ben kemik. Ama seninki de kolay değil kardeşim; kolay değil hani, böyle kuyruk sallamak tanrının günü…” Sarayın beslemelerinin durumu da işte aynen böyle…
İKİ YUMURTA KIRMAK LÜKS OLDU
Onlar Sarayda bin bir takla ata dursunlar. Millet aslanın ağzından, hatta midesinden kuru ekmeğini çekip çıkarmak için boğuşup duruyor. Asgari ücret açlık sınırının altında, çarşı, pazar yangın yerine dönmüş. Eskiden “Peynir zeytinle karnını doyurmak” diye bir laf vardı. Peynirin fiyatı etin fiyatını geçmiş. Zeytinin yanına yaklaşılmıyor. Daha dün, “İki yumurta kırar, karnımı doyururum” denirdi. Şimdi otuzlu karton yumurtanın fiyatı 30 liranın üstüne çıkmış. Yumurtanın ederi tavuğu geçmiş, iki yumurta kırmak da artık lüks olmuş. 5 litrelik ay çiçek yağı 80 liraya satılıyor, sofraların bereketi kaçtı. Ama Saray, asgari ücreti 3100 liranın altında tutmak için, bin bir gerekçe üretiyor. Yoksulluk o kadar derinleşti ki vatandaşlarımız bebeğine; mama yerine şekerli su veriyor, bez yerine altına poşet bağlıyor. Bu ülkede insanlar avucuna iş-aş yazıp canına kıyıyor.
ÇİFTÇİYİ ANKARA’NIN KAPISINDAN KOVALADILAR
Çiftçi, besici bağırıyor, “Yem, saman fiyatı yüksek, beslediğimiz hayvanların etinin de, sütünün de fiyatı düşük” “Hak ettiğimiz destekleri alamıyoruz, aldığımızı da zamanında alamıyoruz”, “Üretimde kullandığımız ilaç, gübre, elektrik, tohum, mazot fiyatlarının, Bankalara ve Kooperatif’e olan borçların altında ezildik kaldık”. Ülkede ineği, tarlası traktörü haczedilen, sesini duyurmak isteyen çiftçilerimiz, Ankara’nın kapılarından kovalanıyor. Dünyanın en bereketli topraklarında, Çukurova’da, Konya ovasında, Aydın ovasında, Trakya’da tarımı bitirenler, şimdi gidip, Sudan’da Nijer’de tarım yapmanın peşine düşüyorlar. Rusya’nın en çok tahıl sattığı ülkeler listesinde birinciyiz. Ama Ruslar Türkiye’den domates ithalatına kota getiriyorlar. Cevap, Saray gümrüksüz tahıl ithalatının süresini uzatıyor. Rus çiftçisinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Ama bizim domates üreticimizin yüzü yerlerde. Saray, bu kadar kendi çiftçisine düşman… Bu kadar el iyisi…

VATANDAŞ YOK, HAVUZCULAR VE FAİZCİLER VAR
Milletimizden o kadar koptular ki bir bütçe getirdiler, içinde millet yok… Varsa yoksa havuzcu yandaşlar, bir de faiz lobileri… 1993’ten bu yana ilk kez faiz hariç bütçe dengesi açık veriyor. Geçen yıl 25 milyar lira, bu yıl 102 milyar lira “faiz hariç” bütçede açık var. Yani faizleri dışarda bıraktığımızda dahi bütçe açık veriyor. Faiz lobilerine faiz ödemesi için bile, artık faizle borçlanmak zorundayız. Boşuna demiyoruz. Bunlar faiz baronlarının adamı diye. Ne bütçede ne Merkez Bankasında manevra alanı kalmadı. Şimdi faizleri artırarak sıcak paracılara, faiz lobilerine “gel gel” yapıyorlar. Dünyada pandemi azdı herkes faizi düşürüyor, bütçe desteklerini artırıyor. Biz ise tam tersini yapıyoruz. Bu iktidar salgının sıkıştırdığı milletimizin sırtına, bir de faizle, bütçeyle yükleniyor. Neden? Çünkü tüm cephanemizi, 128 milyar dövizimizi, “Faiz enflasyonun nedenidir” safsatası uğruna kaybettik.
510 MİLYAR TL’LİK SORUNLU KREDİ
Merkez Bankası Finansal İstikrar Raporu açıklıyor; Bankacılık sisteminde yaklaşık 360 milyar liralık “Yakın izlemede olan” kredi varmış. Yine 150 milyarlık tahsili gecikmiş alacak varmış. Alt alta toplayın 510 milyar liralık sorunlu kredi eder. BDDK, gelecek yılın ortasına kadar, aktif kalitesindeki bozulmayı saklayacak bir takım kararları sürdürüyor. Peki, bunun sonrasında ne olacak? Hep bir umut var ekonomi canlanacak, ekonomi canlanacak. Nasıl canlanacak? Faizler artarken ödeme gücü zayıflayan KOBİ’ler, esnaflar, aileler o gün geldiğinde ne yapacaklar? 2021’in ilk altı ayı çok çok zorlu geçecek.
DOST BİN İSE AZ, DÜŞMAN BİR İSE ÇOK
Bu arada; ABD ve AB’den gelebilecek olası yaptırımları doğru düzgün konuşmuyoruz bile etkilerini. Saray’ın bu konuda bir planı var mı diye bakıyoruz? Ama görmüyoruz. Lafla peynir gemisi yürütülmeye çalışılıyor. Ucube şahsım devletinde “Dostum Trump, Dostum Putin” diyerek, milli olması gereken dış politikayı şahsileştirdiler. Bu nedenle dünyada ve bölgede bir başına kaldık. Atalarımız ne güzel diyor: “Dostun bin ise azdır. Düşmanın bir ise çoktur.”
DIŞ POLİTİKA TAVLA OYNAMAYA BENZEMEZ
Bakın biz bu S-400 meselesiyle ilgili olarak, tam bir yıl önce bugün yaşanacakları bu kitapçıkta anlatmışız. Bunun ortaya çıkarabileceği kayıpları kalem kalem sıralamışız. Peki, bu dönemde bu bir yıl boyunca yönetim ne yapmış? S-400 meselesiyle ilgili bir çözüm bulmuş mu veya bunu dengeleyecek bir şey getirmiş mi? Ortada havuz medyasının fısıldadığı yerli ve milli çözümler var; S-400’ün kumanda odasını Amerikalılarla paylaşacaklarmış, ya da Yunanistan’ın yaptığı gibi tatbikattan tatbikata bu S-400’leri depodan çıkaracaklarmış… Biz bu silah sisteminin kumandasını Amerika ile paylaşacaksak veya tatbikattan tatbikata süs diye kullanacaksak 2,5 milyar doları hem de bu dar günümüzde niye verdik? F-35’leri almak için verdiğimiz 1,5 milyar doların üstüne niye çizik çektik? F-35’lerin tedarik zincirinden kazanacağımız 12 milyar doları neden tehlikeye attık? Diğer silah platformlarının ihracatından gelecek gelirleri saymıyorum bile. “Yerli ve milli” helikopterimiz ATAK’ın, Motorunun İngiliz ve Amerikalı olduğunu öğrendik. Şimdi Amerika motor ihracatını veto etti diye, Pakistan’a 1,5 milyar dolarlık helikopter satışından da olabileceğimiz anlaşılıyor. Bu dış politika tavla oynamaya benzemiyor. Milli çıkarlarımızı, ülkemizin geleceğini, atılan zara veya şansa emanet etmek mümkün değil. İyi bir satranç oyuncusu gibi beş, altı hamle sonrasını planlamak durumundasınız. Çünkü dış politikada hesapsız atılacak adımların maliyeti ağır oluyor, birkaç kuşak birden ödüyor.
DIŞ POLİTİKA TEKRAR MİLLİ POLİTİKA OLMALI
Örneğin 2011’den bu yana 4 milyon Suriyeli için 50 milyar dolar harcadık. Ama öyle görünüyor ki daha da harcayacağız. Hezeyanlarla şahsileştirilen ve İhvancı şartlanmalarla malul dış politikanın yükünü maalesef bugün hepimiz ödüyoruz. Maliyet 83 milyonun omzuna yükleniyor. Bu nedenle şahsi dış politikayı, tekrar milli politika haline getirmek zorundayız. Dışişleri Bakanlığı’nı, AK Parti’nin mütekait vekillerinin, rüşvetten aklanmamış eski Bakanlarının arka bahçesi olmaktan çıkarmalıyız, dışişleri yeniden kariyer kurumu haline getirmeli.
2023 HEDEFLERİ YOK, 2023’E KADAR İKTİDARDA KALMA HEDEFİ VAR
Bu iktidar miadını doldurmuştur. Verdiği sözleri tutmayan yalancı çobana dönmüştür. 2011 seçimlerine giderken, bu milletin önüne “2023 hedefleri”ni koydular. Bunu da temcit pilavı gibi, sürekli ısıtıp millete anlattılar. Sonunda bu hedefler bu yönetimin alameti farikası oldu. Ama bu yıl, 29 Eylül 2020’de imzalanan bir Cumhurbaşkanı Kararıyla, 2023 hedeflerinin çöp olduğunu, Dünya âleme ilan ettiler. Bu imzaladıkları kararla Cumhurbaşkanının imzaladığı kararla; “2023 yılında 2 trilyon dolar olacak” dedikleri Milli Gelir hedefini 875 milyar dolara indirdiler. Bu, bundan 5 yıl önce ortaya koydukları hedefin yarısının bile altında… Milletin önüne, 11 yıl önceki geliri getirmekten utanmıyorlar. Kişi başına düşen gelir hedefi de 25 bin dolardan, 10 bin 33 dolara indirildi. Bu da aynı şekilde hedefin yarısının altında… 2023’te 500 milyar dolar olan ihracat hedefi de, 214 milyar dolara düşürüldü… Bu da hedefin yarısından az… İki katına çıkan bir hedef var. 2023’te işsizlik hedefi yüzde 5 idi. Şimdi, “2023’te bu hedefi yüzde 10,9 olarak belirlediler orta vadeli programda”. Yani milli gelir, kişi başına gelir, ihracat gibi hedefler, yüzde 50’den fazla iskonto yerken, milleti yoksullaştıran işsizlik hedefi ikiye katlanıyor. Nereden nereye geldik? Bu, 2023 hedeflerinin ıskalanması AK Parti’nin miadının dolduğunu, metal yorgunu olduğunu, millete taahhüdünü yerine getireme imkanının kalmadığını gösteriyor. Artık 2023 hedefleri diye bir şey yok. Tek bir hedef var: 2023’ü iktidar koltuğunda görebilmek…
DÜNYA MERSİN’E, BİZ TERSİNE…
Dünya; Refah Devleti 3.0’ı konuşuyor, robot teknolojisinin ve otomasyonun geleceğini, bunun istihdama etkisinin ne olacağını, devletin bu konuda hangi önlemleri alacağını tartışıyor. Yeşil ekonomi, dijital altyapı, dijital eğitim derken, pandemi sonrası oluşacak yeni tedarik zincirlerinde, yeni üretim modellerini, ülkelerin küresel pastadan ne kadar pay alacağını hesaplıyor, bu kifayetsiz muhterislerin elinde ülkemiz yalan dolan gündemle vakit harcıyor.
UMUTSUZLUĞA GEREK YOK, CHP YAPAR
Ama milletimizin umutsuzluğa kapılmasına gerek yok. Bu ülke jeostratejik konumuyla, genç nüfusuyla, Dünyanın dört bir yanında tuttuğunu koparan girişimcileri ve iş insanlarıyla, doğru tedbirlere çok hızlı yanıt verebilen ekonomisiyle çok önemli bir potansiyele sahip. CHP de, bu potansiyeli harekete geçirecek, bilgiye ve tecrübeye sahip. Bu kötü gidişi biz değiştireceğiz ortaklarımızla birlikte. Bunu; “Yeni kurallar, yeni kurumlar ve bunları hayata geçirecek liyakatli yeni kadrolarla yapacağız.” Güçlendirilmiş Yeni Demokratik Parlamenter Sistemi milletimizle birlikte kuracağız. Hukuk devletini yeniden ayağa kaldıracağız, yoğun bakımdaki demokrasimizi hayata döndüreceğiz. Üretimi destekleyen politikaları planlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Bu ülkede yaratılan refahı hakça paylaşacağız. Tüm bunları yaparken, hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirliği kendimize nirengi noktası olarak belirleyeceğiz. Biz milletimize güveniyoruz. Milletimiz Sarayın ne yaptığını görüyor. Bu kibir abidelerine notlarını veriyor, önüne gelmesini sabırsızlıkla beklediği sandıkta yerlerini gösterecek, bunları evlerine gönderecek.
Benim söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi sorularınızı alabilirim.

Soru- Kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine ilişkin kanun teklifi adalet komisyonunda geçti önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek ama CHP’nin bazı itirazları var. Sayın Zeynel Emre’de bunu dile getirdi aslında. Eğer bu teklif yasalaşırsa ve tabi resmi gazetede yayınlandıktan sonra CHP’nin acaba Anayasa Mahkemesine bir başvurusu olur mu?
Faik ÖZTRAK- Şimdi şöyle bir durum, yani bu mali aksiyon gücü var dünyada bu kara paranın önlenmesiyle ilgili olarak… “Bunların talep ettiği bir yasa teklifi” diye söyleniyor. Ama bu yani bu kurumun FATF’ın tespit ettiği bu eksiklikler kaç senedir ortada? Bir türlü tedbir alınmıyor. Nihayet bu senenin sonuna geldik, “Şimdi eğer bu kanun çıkmazsa gri listeye düşeceğiz” diye bunları getiriyorlar. Ama FATF’ın tekliflerine baktığımız zaman tüm taleplerinin bu yasa içinde yer almadığını görüyoruz.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki arkadaşlarımız, Adalet Komisyonundaki arkadaşlarımız özellikle yasa teklifi üzerinde detaylı çalışmalarını sürdürüyorlar. Ama yasa yapma tekniği açısından da bu ucube rejimde büyük sıkıntılar yaşıyoruz. Teknik bir düzenleme olması gereken düzenlemelerle ilgili teklifler, Meclis gündemine çok geç geliyor. Geç geldiği içinde arkadaşlarımızın doğru düzgün bir inceleme yapmaya vakitleri olmuyor, sıkışıyorlar. Eğer Anayasa Mahkemesi’ne götürülecek bir şey varsa, bu şu anda daha görüşülüyor. Bizim taleplerimiz yerine getirilmez, Anayasa Mahkemesi’ne götürülecek hususlar yasada kalırsa, tabi ki Grup’taki arkadaşlarımız bunu Anayasa Mahkemesi’ne götüreceklerdir.

Soru- Benim iki sorum olacaktı. Muharrem İnce’nin bir açıklaması oldu, “Parti içindeki taciz iddiaları için utanıyorum” dedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İkinci sorumda Yeniden Refah Partisinin Genel Başkanı Fatih Erbakan herhangi bir ittifakta, HDP ve CHP’nin olduğu bir ittifaka yanaşmayacaklarını söyledi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Faik ÖZTRAK- Birinci sorunuza şöyle cevap vereyim. Bu partide ilçe başkanlığı, il başkanlığı, milletvekilliği, grup başkanvekilliği yapmış bir arkadaşımızın partinin bu tür iddialarla ilgili süreçlerde nasıl tavizsiz davrandığını, her mağduriyeti nasıl titizlikle araştırdığını en iyi şekilde bilmesi gerekir. Bu iddiaların adresi bellidir, yeri bellidir. Bu iddiaların adresi Çamur İttifakı’dır. (İkinci soruya) Şöyle, Sayın Erbakan öyle gözüküyor ki yerini belli etmiş, “Benim yerim Cumhur İttifakı’dır” diyor.

Soru- CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hafta sonu Alparslan Türkeş’in eşi Seval Türkeş’e bir ziyarette bulundu. Bu ziyaret zamanlaması açısından tepkiler çekti. Parti olarak sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz nedir?
Faik ÖZTRAK- Şunu söyleyelim, yani Kahramanmaraş Katliamı’nın acısını, üzüntüsünü başta Genel Başkanımız tüm Cumhuriyet Halk Partililer kalbinde taşır. Kaldı ki, bu yıldönümünde Genel Başkanımız partimizin kurumsal görüşünü sosyal medyadan attığı mesajla milletimizle paylaşmıştır. Ama bu ziyareti eleştirenler Yunus’un, Mevla’nın, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ve Ahi Evran’ın öğretilerini anlamayanlardır. Ben sorarım bu isimlerden hangisi milletimize kin ve öfkeyi öğütlemiştir? Hepsi sevgi diliyle konuşmuştur, barışı öğütlemiştir. Sayın Genel Başkanımız insani bir ziyaret gerçekleştirmiştir ve Sayın Genel Başkanımız bu topraklarda ayrışmayı, kutuplaşmayı, kavgayı bitirmeye, milletimize huzuru ve barışı getirmeye kararlıdır.

Soru- CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun sosyal medyadan yaptığı bütçe açıklamasına MHP’den yanıt geldi. Siz MHP’nin açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Faik ÖZTRAK- Anlaşılan ülkeyi batıran, buhrana sokan sivil darbenin ortak müellifleri bu işinin sonunun yaklaşmaya başladığını görmeye başladı. Bu işin sonu sandıkta biter hiç endişe etmesinler. Ama Canan Hanım doğru bir tespit yapmış. Bunların miadının dolduğunu -biraz önce ben de anlattım- görmüş ve önümüzdeki yıl Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu bütçeyi yapacağını söylemiş, halkın bütçesi olacağını söylemiş.

Soru- Dün Osman Öcalan ile yapılmış bir röportaj kamuoyuna yansıdı. Osman Öcalan’ın bir Cumhurbaşkanı danışmanıyla yakın zamanda görüştüğü de ortaya çıktı. Sizin bu konudaki düşüncelerinizi ve görüşlerinizi alabilir miyiz?
Faik ÖZTRAK- Hemen baştan şunu ifade edeyim, Osman Öcalan yeniden ortaya çıktıysa anlaşılan ufukta seçim var. Bir Cumhurbaşkanı danışmanının PKK elebaşının kardeşi Osman Öcalan’la görüşmesi aslında bizi şaşırtmıyor. Teröristlere çadır mahkemeleri kuran, Oslo’da onlarla masaya oturan, valilere teröristlere dokunma talimatı veren, şehirlerimize bombalar yığılır, hendekler kazılırken görmezden gelen, mahalli idare seçimlerinde İmralı mektuplarından medet uman, terörist başının kardeşini devletin televizyonlarına çıkaran Çamur İttifakı’ydı. Dediğim gibi bunlar bizi şaşırtmıyor. Ama şunu da sormamız lazım, kim bu Osman Öcalan ile görüşen Cumhurbaşkanı danışmanı? Bu soruların esas muhatabı kendisine yerli ve milli diyen bu koalisyonun ufak ortağıdır. Sarayın bekçinin bu görüşmeden haberi var mıdır? Acaba Bahçeli bu danışmana görüşme için icazet vermiş midir? Eğer haberi yoksa, icazette vermediyse şimdi ne yapmayı düşünmektedir bunları kamuoyuna açıklamalıdır.

Soru- Sayıştay’ın 2019 denetim raporlarında belediyelerle ilgili usulsüzlükler olduğu ifade ediliyor. Bu konu kamuoyunda epeyce gündeme geldi. Sizin bu kamuoyunda gündeme gelen konuya ilişkin değerlendirmeniz nasıl olacak?
Faik ÖZTRAK- Sayıştay pek çok belediyede atamalardan taşıt alımlarına kadar uzanan çok sayıda yolsuzluk, usulsüzlük tespit etmiş. Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Seyit Torun bu raporlar üzerinde detaylı bir çalışmayı yapıyor. Serik’te bir Belediye Başkanı bakanların da olduğu bir toplantıda kendisinden önceki Belediye Başkanının 500 bin lira rüşvet aldığını açıkladı. Bu raporlarda bu var mı? Bu raporlarda bunun olduğunu sanmıyorum. Ama İstanbul Belediyesiyle ilgili iddialara bakıyorsunuz vatandaşa süt dağıtmış, annelere toplu taşıma hizmetini ücretsiz vermiş, eğitim destekleri vermiş. Bütün bu konular Sayıştay raporunda yer alıyor. Aslında anlaşılan Sayıştay’da belediyelerimizin vatandaşa hizmet ederken elini tutma çabasına katkıda bulunmaya başlamış. Ne yaparlarsa yapsınlar belediyelerimiz Genel Başkanımızın da talimatıyla üstün kamu yararı bulunan hizmetlerine devam edecekler.

Soru- Bugün basına yansıyan bir habere göre FETÖ lideriyle görüntüsü olan, hatta birlikte ağlayan, 15 Temmuz sonrası FETÖ’den mahkum olan Mücteba Kılıç’a, AK Parti Siyaset Akademisi’nden Erdoğan imzalı sertifika verilmesi hakkında sizin görüşünüz nedir?
Faik ÖZTRAK- Yani bunda şaşılacak bir şey yok. Kaç zamandır sorup duruyoruz, “FETÖ’nün siyasi ayağı niye ortada yok, niye ortaya çıkmadı” diye. Bugün görüyoruz ki FETÖ’nün siyasi ayağının başı FETÖ’ye sarılıp ağlayan bir kişiye diploma vermiş hem de kendisinin imzası bulunan bir diploma. Yani pek çok insan bankaların önünden geçti diye içeri atılırken böyle bir diploma verilmesi aslında her şeyin gün gibi ortada olduğunu gösteriyor. Buradan da tabi bizim FETÖ’nün Siyasi Ayağı kitapçığımızın neden toplatıldığı gayet güzel anlaşılıyor.

Soru- Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Sembolik bir Cumhurbaşkanı olacak” demişti. O açıklamadan sonra İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’de “Her Türk vatandaşı gibi ben de hayal ederim, iddia sahibi herkes ister” dedi. Sayın Akşener’in bu açıklamalarını nasıl değerlendirirsiniz? Aday profili oluşurken nasıl bir yol izlenecek?
Faik ÖZTRAK- Çok açık söyleyeyim bu sözleri devamı da var. İYİ Parti Genel Başkanı Sayın Akşener aynı açıklamasında, “Ben isimler üzerinden konuşmayı doğru bulmuyorum da” diyor ve ekliyor “Biz, Türkiye’nin geleceğini zora sokacak herhangi bir adımın veya herhangi bir hedefin parçası olmayız” diyor. Sayın Genel Başkanımızda Millet İttifakı’nın seçim zamanı geldiğinde adayını beraberce belirleyeceğini ifade etti. Cumhurbaşkanının nitelikleri, Yeni Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem hakkındaki ortak önerilerimizi aramızda görüştükten sonrada önümüzdeki günlerde açıklayacağız.
Şunu ben söyleyeyim, Cumhur İttifakında itaat, Millet İttifakı’nda istişare vardır. Kimse Millet İttifakı mensuplarından bunun dışında bir davranış beklemesin.

Soru- HDP’li Gergerlioğlu cezaevleri ve emniyetteki çıplak elle aramaya ilişkin iddialar ortaya attı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal katıldığı bir programda hem HDP’yi, hem de CHP’yi hedef aldı. Bunun yalan olduğunu, beşinci kol faaliyeti olduğunu, FETÖ’cülerinde bu iddialarda bulunduğunu ifade etti. Bu suçlamaya yanıtınız nedir? Bir de bu çağdışı yöntem elle arama yerine ne yapılmalı, nasıl bir yöntem uygulanmalıdır?
Faik ÖZTRAK- Şimdi bir kere her şeyden önce öyle “FETÖ’cü, şucu bucu, PKK iddiaları” diyerek bu iddialar geçiştirilemez. Bu iddialar son derece yaygın bir biçimde gelmektedir ve bu iddialar ciddidir. Bir dönem Cezaevleri Araştırma Komisyonu üyesi olan bugünkü Genel Başkan Yardımcımız Sayın Veli Ağbaba, iktidar o dönem FETÖ’yle de kol kolayken, benzer iddiaları gündeme getirmişti. 2016 yılında Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü de TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda yaptığı açıklamada çıplak aramanın var olduğunu ifade etmiştir, bu da tutanaklara geçmiştir. Dolayısıyla konu ciddidir. Bu konuya onun söylemi, bunun söylemi diye yaklaşmak insan haklarına aykırıdır. Bu iddiaların Meclis’in Adalet ve İnsan Hakları Komisyonlarında ciddiyetle araştırılması devlet olmanın da gereğidir. Ayrıca İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Karaca bu konuda bir Meclis Araştırması açılması önergesini de bugün vermiştir. Dolayısıyla bu meselenin üzerine mutlaka gitmek, bu ayıbı önlemek, aramaların artık bugün teknolojinin ulaştığı seviyeler dikkate alınarak daha çağdaş yöntemlerle yapılmasının önünü açmak gerekir.

Soru- İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği Şeb-i Arus törenlerinde Kuranı Kerim’in Türkçe okutulması ve kadın erkek bir arada sema gösterisi yapılmasına tarihçi ve siyasilerden tepki geldi. Sizin bu konuya ilişkin değerlendirmeniz nasıl olacak?
Faik ÖZTRAK- Şunu ifade edeyim, biz bu inançmış, inanç yaşam tarzı ve kimliklerin siyasetin malzemesi yapılmasını, siyasetin bunları konuşmasını doğru bulmuyoruz. Bunu hem inanç sahipleri, hem ilgili otoriteler konuşur. Bunu siyasi tartışmaların konusu yapmanın ülkeye bir hayrı olmaz.

Soru- Taciz iddiasıyla gündeme gelen Konya İl Başkanıyla ilgili MYK’da bir karar alındı mı?
Faik ÖZTRAK- Mağdurların tüm iddiaları partimizde tavizsiz bir şekilde büyük bir dikkatle soruşturulur ve sonunda da gereği yapılır. Bu süreç şu anda partimizde işlemektedir. Konuyla ilgili açıklama önümüzdeki günlerde yapılacaktır.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler
Daha Fazla Göster

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu